Sessizliğim, gerçeğimi yaşayan,
Çoktur sesime aldanan.
Harflere dokunmam, benliğimi özgür kılan,
Böyle başlar kelimelere karışmam,
Kaleme ruhumu akıtmam…
RUHUM KALEMİMİN UCUNDA
27 Ağustos 2010 RUHSAL: "DİLİ BÜZÜŞESİCİLER, SESİ KESİLİVERESİCİLER"
(Bu başlığı yazmak da okumak kadar zormuş.)

Geçmiş Zaman Olur ki... | Benimki renk paletine bolca dokunulmuş bir tablo. Ne mutlu canlı renkleri çokça. Bu durumda geçmişi anımsarken yüzümde pek çok kez tebessüm oluşmakta, kalemime de neşe katmakta. Yaş ilerledikçe geçmişe özlem duyma konusunda hemfikir olsam da, bu fikre saplanmanın şimdiki zamanı fazlasıyla yok ettiğinden eminim.Saplanılmış yerden çıkmalı ve özlenesi anları çoğaltmalı. Şimdi geçmiş için böyle düşünüyorum, batmasını da çıkmasını da bilen biri olarak…
|  |

Gelecek Zaman Var mı ki ?  |  | Yıllarca tarafımdan torpilli olmasına rağmen, beni umutlandırmaktan öte kaygılandırdı durdu. Sitem etmiyor, fazla yüz verdiğim için suçu kendimde arıyorum. Daha görmeden, tanıyıp bilmeden haddinden fazla hakkında düşünür ve düşündüğünü de hissettirirsen olacağı budur. Göz ardı etmeden, sürekli de gözönünde tutmadan hareket etmekte fayda var. Şimdiki zamanda böyle düşünüyorum, umudun da kaygının da dozunda yaşanması gerektiğini bilen biri olarak…
|

Şimdiki Zaman: Yaşanılası !  |  | Geçmişin, şimdiki ve gelecek zaman sıralamasında ortanca olması yüzünden arada kaynadığına inandırmak istiyorum kendimi, lakin türlütürlü öğüde, tecrübeye ve Carpe Diem’ e rağmen şimdiki zamanın geçmiş zamana dönüşmesi çok kolay oluyor. Freelancer olarak çalışmaya başladığımdan beri, şimdiki zaman ile sohbetlerimi sıklaştırdım.Gelecek zaman yüzünden kendisini sıkça ihmal etmem gücendirmiş.Önce bir ajanda aldım, sonra da hergün beraber planlar yapacağımızın sözünü vererek gönlünü. Farketmenin mutluluğu içerisindeyim, farkındalığın artılarını da eksilerini de bilen biri olarak...
|

|